|
 |
BAŞLARKEN… |
|
 |
|
Samsun Mübadele Derneği, 2003’te kurulduğu gün, kaliteli, çağdaş, demokrat ve ilkeli bir hemşeri derneği olma iddiasıyla yola çıkmıştı.
Derneğimizin tohumları atılırken, birçok kimse, bizim çabamızı tam olarak anlayamamış, bize inanmamıştı.
Aslında böyle düşünenler, belki de ön yargılı olmakta haklıydılar. Dernekçiliği, ucuz siyaset yapmanın bir aracı olarak kullanan yöneticilik anlayışı ile derneğinden sadece lokal hizmeti almayı bekleyen üye anlayışı, Türkiye’nin en büyük Balkan kökenli nüfuslarından birisini barından Samsun’da, hemşerilik bilincini can çekişir hale getirmişti.
Ancak 3 yıl önce atılan tohumlar önce fide verdi, sonra da büyüdü, serpildi. Zamanla ilk çiçeklerini de vermeye başladı. İnternet sitemiz de işte bu çiçeklerden bir tanesi…
Samsun Mübadele Derneğinin internet sitesinde kültürel içerikli birçok bilgi ve etkinliklerimize ilişkin duyurular bulabileceğiniz gibi, sıkça güncellenecek aktüel bölümünde düğünler, açılışlar, köşe yazıları, cenazeler ve diğer haberler de yer alacak.
Sitemiz, tüm siyasi görüşlere eşit mesafede, demokrat, yapıcı eleştirilere duyarlı ve 7’den 77’ye tüm hemşerilerimize kapısı ardına kadar açık bir iletişim makinesi olacak. Sitemizin editörlüğünü yönetim kurulu üyelerimiz yapacaklar. Ayrıca “Drama Köprüsü” köşesiyle yazarımız Mümin Bozkurt’un köşe yazıları da hemşeri dünyamızın sağduyusu olacak.
Sitemizin yaşaması ve gelişmesi için, eleştirilerinizi, katkılarınızı ve desteğinizi bekliyoruz.
Sevgiyle kalın…
Yönetim Kurulu
01.12.2006 |
|
 |
Dernek Başkanımız Hamdi Kurubaş’tan Açılış Mesajı: |
|
 |
|
“Hemşerilerimizin Güvenini Kazanmamız, Bizim En Büyük Sermayemiz…”
İnternet sitemize ilk demecini veren Başkan Hamdi Kurubaş, “Samsunlu Mübadillere ait bir internet sitesi kurmanın gururu içindeyiz” dedi.
Başkan Kurubaş, 2003’te 22 Rumeli Sevdalısı hemşerimizin kurduğu Samsun Mübadele Derneği’nin, emekleme dönemini geçmeyi başardığını söyledi.
“Şimdi ayağa kalktık ve kendinden emin, ne yaptığını bilen adımlarla yürümeye başladık. İnternet sitemiz, derneğimizin daha da gelişip büyümesine çok katkı sağlayacak, buna inanıyorum.” diye sözlerine devam eden Başkan, maddi manevi emeği geçen herkesi kutladı ve teşekkür etti.
En büyük amaçlarının Hemşeri Camiamızın güvenlerini kazanmak olduğunu belirten Hamdi Kurubaş, “Son yıllarda kırılan, inancını yitiren ve hevesi kırılan herkesi yapacağımız hizmetlerle geri kazanmaya çalışıyoruz. Bizim en büyük sermayemiz, hemşerilerimizin bizlere olan inancı” dedi.
01.12.2006 |
|
 |
DRAMA KÖPRÜSÜ | MÜMİN BOZKURT |
|
 |
|
TÜRKLER NİYE MUTSUZ?
Atatürk ne güzel söylemiş, “Ne mutlu Türk’üm diyene” derken… Anlayana tabii, anlamayana, anlamak istemeyene zaten söyleyecek sözümüz de yok, anlatacak vaktimiz de… Bizim sözümüz, anlayana, dinleyene, düşünüp idrak edebilene…
Atatürk, burnuna her mikrofon dayandığında aklına geleni ileri geri söylemeyi marifet zanneden bugünün ucuz siyasetçileri gibi ayaküstü konuşan bir lider değilmiş. Her sözünü iyice düşünen, lafın nereye gideceğini enine boyuna tartan, gerçekten aklı başında bir devlet adamıymış. Hele Türklük gibi bir konuda, edeceği kelamı düşünüp taşınmadan söylediğini zannetmek saflık olur.
Gerçi bizler, “Türklüğe hakaret etmek suç mudur değil midir” diye kafa yoran Brüksel’den kumandalı naylon devlet adamlarına alıştık ama, Atatürk farklıymış.
O, yedi düvele karşı vatan toprağını, bayrağı ve ezanı muhafaza edeceğim diye üç nesil barut koklamış, aç yatıp özgürlüğünden taviz vermemiş bir neslin devlet adamıymış. Bakmayın siz O neslin, cep telefonuyla okulda yedikleri naneleri marifet gibi internete yayan amaçsız torunlar yetiştirdiğine… Bugün soluduğumuz havada, yediğimiz yemekte, içtiğimiz suda o isimsiz kahramanların gözyaşları var, bunu kim inkâr edebilir?
Bizler, Atatürk’ün sözlerini hep “düşünmeyi öğrenmeye çalışan ilkokul öğrencisi” derinliğinde incelediğimiz için, O’nun söylediklerinin üzerinde pek durmamışız. İşte “Ne Mutlu Türk’üm diyene” sözü de bu düşünce tembelliğimizin en büyük kurbanlarından birisi aslında. Birçoğumuz, bu sözü, basit bir hamaset ya da hadi biraz daha dolandırarak söyleyelim, “akıllı bir devlet adamının kendi halkına kibar bir iltifatı” olarak algılamışızdır.
Oysa demin de vurguladığım gibi, Atatürk ne dediğini bilen, aklı başında bir devlet adamıymış. Her sözüyle olduğu gibi, bu sözüyle de milletinin sağduyusuna bir hatırlatma yapmış. “Sen Türksün, mutlu olmalısın” demiş. Bir milletin mutluluğu için ne gerekiyorsa onu yapmalısın demeye getirmiş. Özetle, Türk milletine mutlu olmak gibi bir hedef koymuş.
Şimdi okuyoruz bazı gazetelerde… Bilmem ne üniversitesi bir araştırma yapmış, en mutlu millet kim diye: Bazısında Norveçliler çıkmış, bazısında Japonlar.
Kim bu adamlar? Birisi tarihlerinde medeniyet namına tek şey, gemilere doluşup karşı kıyıları yağmalamak olan Vikingler’in torunları, öbürleri de her on yılda bir depremle dümdüz olan uzak Asya adalarının daha 50-60 sene evvel kafalarında iki atom bombası patlatılmış kalabalık nüfuslu insanları…
Bakıyoruz, Türkler en mutlu milletler listesinin dibinde… Yahu bu millet değil mi binlerce sene önce medeniyetlerini Orhun Yazıtlarıyla ilan eden, Selçuklusundan Osmanlısına birçok büyük medeniyet projesini şahlandıran; Fatihiyle Kanunisiyle büyük devlet adamları, Sinan’ıyla Fuzuli’siyle çağını aşan sanatçılar, Karagözüyle Nasrettin Hocasıyla olağan üstü milli değerler, Mevlana’sıyla Karacaoğlan’ıyla derin filozoflar yetiştiren? Koskoca bir millet, dünyanın en mutlu halkları sıralamasında listenin dibinde sürünüyor!
Şimdi hiç kimse bunun ardında dış güçlerin oyunlarını falan aramasın. Aslında biz çok mutluyuz da Türk’ün dirliğinden rahatsız olan gâvurlar, bizi mutsuz millet gibi bütün dünyaya ilan ediyor gibi uyduruk komplo teorilerine kapılıp gitmeyin hemen.
Biz düpedüz mutsuz bir millet olup çıktık. İnsanlarımız borç içinde, işsizlik diz boyu. Adalete inancımızı yitirdik, eğitim yerlerde sürünüyor, sağlık dersen Allah kerim… Televizyonlarda kalitesizlik rekorları kırılıyor, trafik kazaları artık sıradanlaştı. Gelişmiş memleketlerde adamın ortalama ömrü 80 seneye dayanmış, biz 50’sinde bir sürü değerimizi toprağa veriyoruz.
Peki, Atatürk’te mi kabahat? Aslında Türk milleti acı çekmeye, mutsuz olmaya mahkum da Atatürk güncel deyimle popülizm mi yapmış “Ne mutlu Türk’üm diyene” derken?
Hayır kardeşim… Sen eğitim sistemiyle her sene oynarsan, sağlık sistemini çürütürsen, devlet yönetmeyi etrafına avanta dağıtmak zannedersen, haramzadeye dur demezsen, ideolojik kaygılarla milleti yok yere meşgul edersen, nasıl mutlu bir toplum yetiştirebilirsin ki?
Atatürkçü olmanın da, Türk olmanın da sorumlulukları var. Zaten bizi de bu sorumsuzluk mahvetmiyor mu?
02.12.2006 |
|
 |
HIZLA BÜYÜYORUZ: 17 YENİ ÜYEYE HOŞGELDİN |
|
 |
|
Samsun Mübadele Derneği yönetim kurulu 17 yeni hemşehrimizin üyelik başvurularını kabul etti. Yeni üyelerimizin arasında, Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Mehmet ÖZKAN, Tekel Başmüdürü Yakup AKMAZ,DSİ BÖlge Müdür Yardımcısı Erdoğan ÖZORAL, Emekli Müsteşar Özcan TEKİNER, Müze Müdürü Mustafa GEÇER gibi çok değerli bürokratlarımız da bulunuyor.
Derneğimizin yönetim kurulu başkanı Hamdi KURUBAŞ, "Aramıza katılan her yeni üye biz güç katıyor, ama derneğimizden beklentilerin de aynı oranda arttığının farkındayız" diye konuştu.
Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Mehmet ÖZKAN ise, derneğimize yaptığı ziyarette "Samsun Mübadele Derneği ailesinde kendimi evimde gibi hissediyorum. Burada herşey çok samimi ve dostça... Bu derneğe üye olmak benim için büyük bir onur." dedi. 14.12.2006 |
|
|
[1]
[2]
[3]
[4]
[5]
[6]
[7]
[8]
[9]
[10]
[11]
[12]
[13]
[14]
[15]
[16]
[17]
[18]
[19]
[20]
[21]
[22]
[23]
[24]
[25]
[26]
[27]
[28]
[29]
[30]
[31]
[32]
[33]
[34]
[35]
[36]
[37]
[38]
[39]
[40]
[41]
[42]
[43]
[44]
[45]
[46]
[47]
[48]
[49]
[50]
[51]
[52]
[53]
[54]
[55]
[56]
[57]
[58]
[59]
[60]
[61]
[62]
[63]
[64]
[65]
[66]
[67]
[68]
[69]
[70]
[71]
[72]
[73]
[74]
[75]
[76]
[77]
[78]
[79]
[80]
[81]
[82]
[83]
[84]
[85]
[86]
[87]
[88]
[89]
[90]
[91]
[92]
[93]
[94]
[95]
[96]
[97]
[98]
[99]
[100]
[101]
[102]
[103]
[104]
[105]
[106]
[107]
[108]
[109]
[110]
[111]
[112]
[113]
[114]
[115]
[116]
[117]
[118]
[119]
[120]
[121]
[122]
[123]
[124]
[125]
[126]
[127]
[128]
[129]
[130]
[131]
[132]
[133]
[134]
[135]
[136]
[137]
[138]
[139]
[140]
[141]
[142]
[143]
[144]
[145]
[146]
[147]
[148]
[149]
[150]
[151]
[152]
[153]
[154]
[155]
[156]
[157]
[158]
[159]
[160]
[161]
[162]
[163]
[164]
[165]
[166]
[167]
[168]
[169]
[170]
[171]
[172]
[173]
[174]
[175]
[176]
[177]
[178]
[179]
[180]
[181]
[182]
[183]
[184]
[185]
[186]
[187]
[188]
[189]
[190]
[191]
[192]
[193]
[194]
[195]
[196]
[197]
[198]
[199]
[200]
[201]
[202]
[203]
[204]
[205]
[206]
[207]
[208]
[209]
[210]
[211]
[212]
[213]
[214]
[215]
[216]
[217]
[218]
[219]
[220]
[221]
[ |