
ATATÜRK'ÜN BABA SOYU : (KIZIL OĞUZ - KOCACIK YÖRÜKLERİ):
Atatürk'ün soyuyla ilgili, elimizdeki en sağlam bilgiler;
öncelikle kendisinin, annesinin, kardeşi Makbule Hanım'ın
anlattıkları, ikinci olarak da kendisini ve ailesini tanıyan
Hacı Mehmet Somer gibi Atatürk’ün kimi çocukluk arkadaşlarının
verdiği bilgilerdir. Atatürk de dahil aile bireylerinin tümünde
güçlü bir "Yörük, Türkmen olma" bilinci vardır: Makbule Hanım,
E.B. Şapolyo'nun sorduğu "Babanız nerelidir?" sorusuna şu yanıtı
vermiştir: "Babam Ali Rıza Bey yerli olarak Selaniklidir.
Kendileri Yörük Türk’ü soyundandır. Annem her zaman Yörük Türk’ü
olmakla övünürdü. Bir gün Atatürk'e "Yörük nedir?" diye sordum.
Ağabeyim de bana 'Yürüyen Türkler' dedi." Yine Şapolyo'nun Ruşen
Eşref Ünaydın'dan aktardığına göre, "Atatürk çok kez benim
atalarım Anadolu'dan Rumeli'ye gelmiş Yörük Türkmenlerindendir"
derlerdi.
Atatürk'ün baba soyuyla ilgili önemli bilgileri verenlerden biri
de Atatürk’ün Selanik'ten mahalle ve okul arkadaşı, eski
milletvekillerinden Hacı Mehmet Somer Bey'dir. Somer'e göre;
"Atatürk'ün atalarına ilişkin benim bildiğim şunlar: Atatürk'ün
ataları Anadolu'dan gelerek Manastır ilinin Debre-i Bala
Sancağı'na bağlı Kocacık bucağına yerleşmişlerdir. Bunları ben
Selanik'in yaşlılarından duymuştum. Kocacıklıların hepsi öz
Türkçe konuşurlar. İri yapılı adamlardır. Bunların hepsi
yörüktür. Hayvancılıkla geçinirler, sürüleri vardır. Bir kısmı
da kerestecilik ederler. Bunların giysileri Anadolu Türklerine
benzer. Yaşayışları, hatta lehçeleri de aynıdır."
Atatürk'ün babasını ve büyükbabası "Kızıl Hafız Ahmet"i tanıyan
eski Aydın Milletvekili Tahsin San Bey ve Eski Genel Müfettiş ve
Milletvekili Tahsin Uzer'den Kılıç Ali'nin ve Tahsin San Bey'den
E.B. Şapolyo'nun aktardığı bilgiler de Atatürk'ün baba soyunun
"Anadolu'dan Rumeli'ye geçmiş olan Yörüklerden" olduğunu
göstermektedir.
Atatürk'ün baba soyu, Konya/Karaman'dan gelerek Manastır ilinin
Debre-i Bala Sancağı'na bağlı Kocacık'a yerleşti. Aile sonradan
Selanik'e göçtü. Atatürk’ün büyükbabası Ahmet ve onun kardeşi
Hafız Mehmet'in taşıdığı "kızıl" lakabı ve yerleştikleri
nahiyenin adı olan "Kocacık"ın da gösterdiği üzere; Mustafa
Kemal'in baba tarafından soyu Anadolu'nun da Türkleşmesinde
önemli roller oynayan "Kızıl-Oğuz" öbür adıyla da "Kocacık
Yörükleri Türkmenleri"nden gelmektedir.
Bugün nüfusu yaklaşık 2.100.000 olan Makedonya Cumhuriyeti
içerisinde bir kısmı hâlâ konar-göçer yaşamı sürdüren Yörüklerle
birlikte yaklaşık 200.000 dolayında Türk yaşamaktadır.
Makedonya'nın her yanında dağınık olarak yaşayan Türklerin en
yoğun olarak bulundukları yerler, Gostivar ve Üsküp gibi
kentleriyle Makedonya’nın batısıdır. Bu kentlerden başka
Kalkandelen, Ohri, Struga ve Debre, Jupa; Makedonya’nın
doğusundaysa Manastır, Pirlepe, İştip, Ustrumca ve Kanatlar
önemli Türk yerleşim birimleridir.
Sofya Bilimkenti (üniversitesi) profesörlerinden J. İvanof
1920'de Paris'te yayımlanan yapıtında, Türklerin Makedonya'ya
yerleşimlerine ilişkin şu bilgileri vermektedir: "Türkler, 14.
yüzyıldan itibaren ve Çirmen zaferinin ardından Makedonya'ya
yerleşmeye başladırlar. Üsküp, Pirlepe, Köstendil, Drama gibi
kentler bir ara tümüyle Türklerin yaşadığı kentler olur. Türk
ordusunun fethettiği stratejik noktalar çevresinde hızla Türk
kasabaları oluşturulur. Bunlar Anadolu'dan göçen Türklerdir.
Göçen Türklerden kurulu yepyeni kentler oluşur : Yenice, Vardar.
Kentlerdeki Türk nüfusu zamanla karışık bir manzara sergiler.
Fethin ardından, Hıristiyan yerliler İslam dinini benimserler.
Hemen fetihten sonra göçmüş temiz Türk topluluğu çevresinde
toplanırlar. Kentlerin dışında köyler çevresinde de Türk
toplulukları oluşur. Bunlar Anadolu'dan göçmüş büyük kümelerdir.
Onlara Yörük ve Konyar adını vermelerinin nedeni bu göçmenlerin
Konya'dan gelmiş olmalarıdır. Yörükler ve Konyarlar Türkler gibi
giyinip konuşan yerlilere (İslam’ı benimseyen Hıristiyanlara)
karışmazlar. Bu Türk göçmen toplulukları üç büyük küme
durumundadır :
1. Ege Denizi Kıyı Bölgesi: Rodoplardan denize dek iner. Selanik
bölgesi dahil buraları tümüyle Türk'tür.
2. Sarıgöl Bölgesi: Burada Sarıgöl (Kayalar) Cuma gibi varsıl
(zengin) Türk kasabaları vardır. Bu bölgelerdeki köylerin sayısı
130'dur.
3. Vardar Bölgesi: 240 Türk kasaba ve köyü vardır. Vardar
ırmağının genellikle doğu kıyılarındadır.
Bu üç büyük göç kümesinden başka, daha ufak göç kümeleri de
vardır ve bunlarsa dağınık yerleşmişlerdir : Vardar ırmağının
aşağı kesimlerinde, Maya Dağı dolayındakiler, -Manastır
Ovası'nda Kanatlı’da oturanlar, -Debre güneyinde, Kara Drin
ırmağı geçitlerini tutanlar.
İşte Atatürk'ün dedelerinin Anadolu'dan gelerek yerleştikleri
Osmanlı Devleti Döneminde Manastır iline bağlı dört sancaktan
biri olan "Debre-i Bala"nın merkezi, bugün Makedonya'nın
batısındaki Debre kentidir. Babası Ali Rıza Bey’in doğduğu
"Kocacık" bucağı şimdi Jupa Bölgesi'nde yine aynı adla anılan
bir köydür. Köyde şu anda Jupa Bölgesi Türk çocuklarının Türkçe
eğitim gördükleri Necati Zekeriya Merkez İlkokulu adında bir
okul da bulunmaktadır. Gazeteci Altan Araslı 1933 yılında
Kocacık Köyü'ne giderek, burada Atatürk'ün büyükbabasının evini
bulmuştur. "Atatürk'ün Büyükbabasının Evini Bulduk. Atamız Yörük
Türkmeni" başlığıyla verilen haberde, Kocacıklılarla yapılan
konuşmalar da göstermektedir ki Atatürk'ün baba soyuna ilişkin
aktarılanlar doğrudur ve bunlar köydeki yaşlı insanlarca da
anlatılmaktadır. Ayrıca, bugün yaşayan Kocacık köylülerinde de
"Yörük, Türkmen ve Oğuz olma bilinci" vardır.
Araslı'nın Üsküp'te görüştüğü Kocacıklı Numan Kartal anlatıyor:
"Ali Rıza Bey, Manastır ilinin Debre-i Bala Sancağı'na bağlı
Kocacık'ta dünyaya geldi. Kocacık'ın nüfusu tümüyle Türk. Hepsi
de Yörük Türkmenleri. Anadolu'dan geldiler. Bizler, Müslüman
Oğuzların Türkmen boyundayız. Atatürk'ün büyükbabası,
İşkodyalılar ailesinden, babaannesi ise Golalar ailesinden
gelmektedir. İşkodyalılar, İşkodya'dan, Kocacık'a gelip yerleşen
akıncı Türklerinin adıdır. Golalar ise "sınır gazileri" anlamını
taşımaktadır. Dedesi, Kocacık'ın Taşlı Mahallesi'nden,
babaannesi ise Yukarı Mahallesi'ndendir. Ayşe Hanım, Taşlı
Mahallesi'ne gelin gelmiştir. Kızıl Hafız Mehmet Bey, Çınarlı
Mahallesi'nde ilkokul öğretmenliği yapmış, Kocacık'ın Taşlı
Mahallesi'nin üst yanında bir yokuş vardır. Önünde küçük bir
derecik akar. Bu nedenle oraya Dere Mahallesi de denir. İşte
Ata'nın büyükbabasının evi oradaydı. Kocacık'tan temelli
göçtükleri zaman, evlerini Etem Malik'lere satmışlar. Malik'in
oğlu Hayrettin İzmit'te oturmaktaydı."
Yine Üsküp'te yaşayan Kocacıklılardan Murat Ağa, Altan Araslı'ya
şu bilgileri vermiştir: "Atatürk'ün büyükbabasının adı Kızıl
Hafız Ahmet Bey’dir. Lakapları böyle. Ama, asıl hafız olan
kardeşi Mehmet Bey'dir. Babaannesinin adı da Ayşe Hanım'dır.
Daha sonraları Ahmet Bey'e 'firari' denmeye başlamış. Firari,
Rumeli'de 'gurbetçi', 'gurbete çıkan' anlamına gelmektedir.
Yalnız, Selanik'te olan bir olayla da bağlantılıdır. Kocacık'ın
toprağı verimli değildir. Olanakları da kısıtlıdır. Bu nedenle,
Ahmet Bey, Yukarı Mahalle'den Feyzullah Pehlivan ve Taşlı
Mahallesi'nden Fazlı Ağa ile birlikte Selanik'e çalışmaya
gitmişler.
Araslı'nın Üsküp'te görüştüğü bir başkası da Kocacık'ın Yukarı
Mahallesinden, Dolaklar Ailesinden, Behlül ve Hatice kızı
Maksude Yıldız'dır. Maksude Yıldız anlatıyor: "Harekat
Ordusu'nun İstanbul'a yürüyüşü bütün Balkanlar'da heyecan
yaratmıştı. Harekat Ordusu en güncel konuydu. Mensupları da ünlü
olmuştu. Şevket Paşa'nın yaverinin Kocacıklı olduğunu öğrendik.
Kimdir, neyin nesidir derken, Kızıl Hafız Ahmet Bey’in torunu,
Ali Rıza'nın oğlu Mustafa Kemal olduğunu söylediler."
Gazeteci Altan Araslı, Üsküp'teki Kocacıklılar'dan bu bilgileri
aldıktan sonra, Birlik Gazetesi (Üsküp'teki Türklerin
yayınladıkları gazete) 'nden Remzi Canova’yla birlikte
Rumeli'nin ünlü Kaz Dağları'nı, Maya Dağları'nı tırmana tırmana
sarp bir dağ köyü olan Kocacık'a dört saatlik bir araba
yolculuğundan sonra ulaşıyorlar. Burada kendilerine köylülerden
İsmail Yahya, Atatürk'ün büyükbabasının evini gösteriyor. Onlar
geçmişi konuşurlarken gelen yaşlı bir nine söze giriyor ve
"Evladım doğrudur, onların eviydi." diyerek İsmail Yahya'nın
sözlerini onaylıyor!
Atatürk'ün baba soyu Konya/Karaman'dan göçürülerek Makedonya'ya
getirilmiştir. Manastır iline bağlı Debre-i Bala Sancağı'nın
Kocacık bucağına yerleşen aile köyden ilk ayrılanlardan olmuş ve
1830'larda Selanik'e göçmüştür. Atatürk'ün babası Ali Rıza Bey
burada 1839'da dünyaya gelmiştir. Ali Rıza Bey’in babası Kızıl
Hafız Ahmet Bey’dir. Kızıl Hafız Ahmet Bey’in Kızıl Hafız Mehmet
Emin Bey ve Nimeti Hanım adında iki kardeşi vardır. Atatürk'ün
baba soyu, büyük amcası Kızıl Hafız Mehmet Emin Bey tarafından
sürerek günümüze dek ulaşmıştır.
Hafız Mehmet Emin Bey’in oğlu Salih Bey ile Salih Bey’in ikinci
eşi Müberra Hanım'dan süren aile, torunlarla yedinci kuşağa
ulaşmış bulunuyor. Belgelerden Atatürk'ün Müberra Hanım'a
"Yenge" dediğini biliyoruz. Bunların beş çocuğundan biri olan
Necati Erbatur, 28 Eylül 1927'de Dolmabahçe Sarayı'nda
nişanlanmış; öbür çocukları Vüsat Erbatur'un kızı Nesrin hanım
ile Feridun Söğütlügil’in nikahları 2 Ekim 1937'de Park Otel'de
yapılmış ve Atatürk bu nikah törenine katılmıştır.
H.Cem
KANIBİR (Türkbilimci)
ATATÜRK'ÜN ANNE SOYU :
EVLAD-I
FATİHAN

SELÂNİK MUHACİRLERİ - KONYAR-LAR
Selânik Halkının kökeninin Konya - Karaman olduğuna dair
elimizdeki pek çok belge ve bilgi içerisinde Araştırmacı - Yazar
Selçuk EREZ-in yazdığı -Makriköy-e Dönüş- adlı eser de vardır.
Selçuk EREZ kitabında; kendisinin dedesi İsmail Hakkı Paşa-nın
dedesi Abdi Efendi, av sırasında yanlışlıkla birini vurması
üzerine, babasının isteği üzerine ailesinden ayrılarak İstanbul
Makriköy-e yerleşiyor. Abdi Efendi-nin oğlu Mustafa Efendi, onun
oğlu İsmail Hakkı Paşa. İşte Selçuk Erez-in dede ve babaannesi
üzerine yazdığı bu anı kitap, onların hikayelerini anlatıyor.
Selçuk Erez-in kitabında gördüğümüz ilgi çekici yan , İsmail
Hakkı Paşa-nın, Tuna kıyısında Sarıgöl-e nereden geldiklerine
dair söylediklerinde bulunuyor: -İsmail Bey, Sarıgöl-de
dedelerinin -Konyar- olarak anıldığını biliyor. Fatih-in Karaman
Beyliği-ni topraklarına kattıktan sonra, Konya-dan pek çok asker
ailesini hem Osmanlı-ya kafa tutanları cezalandırmak hem de
Balkanlar-daki Türk nüfusunu arttırmak için Osmanlı topraklarına
katılan Balkan bölgelerine göndermiş olduğunu söyledi. -
Konyarlar, çeşitli kaynaklarda,Atatürk-ün hem anne tarafından
hem de baba tarafından, en uzağa götürülenlere ait olduğu soyu
olarak ifade ediliyor. Bu durumda Selçuk Erez ile Atatürk akraba
oluyorlar. Bu konuyu biraz daha ayrıntılı olarak irdelemeye
çalışacağız.
Selânik-teki halkın menşei sadece bizim Muhacir olarak o
memleketten gelmiş olmamız sebebiyle ilgimizi çekmedi. Yeni Türk
Devleti-nin yani Türkiye Cumhuriyeti-nin kurucusu büyük lider,
büyük asker ve büyük Türk Milliyetçisi Mustafa Kemal ATATÜRK- ün
de Selanikli olması; bizi bu konuyu araştırmaya daha çok itti.
Yalnız araştırdıkça karşımıza bizimle ilgili ama bizi bile
şaşırtan ilginç bilgilere rastladık. Bunların içinde en önemlisi
Mustafa Kemal ATATÜRK-ÜN soyunun şu anda bizimde soyadı olarak
kullandığımız -KONYAR- lardan gelmesi.
ATATÜRK-ÜN SOYU: -KONYARLAR-
A. KONYARLARIN RUMELİ-DEKİ VARLIKLARI
Mustafa Kemal Atatürk-ün anne soyu da Anadolu-dan gelerek
Rumeli-ye iskan edilen Yörük veya Türkmenlere dayanmaktadır.
Anne tarafından dedesi Vodina Sancağı-na bağlı -Sarıgöl- de
denilen -Kayalardan göçerek Selanik yakınlarındaki -Lankaza-ya
yerleşen, Sofu-zade (Sofi-zade) Feyzullah Ağa-dır. Yerleştikleri
-Sarıgöl- bölgesi, -Sofular- lakabı ve ailedeki hatıraların
gösterdiği üzere, Atatürk-ün anne soyu Konya Karaman-dan
Rumeli-ye gelen ve bundan dolayı da -Konyarlar- şeklinde
Rumeli-deki diğer Yörük gruplarından farklı olarak bu adla
anılan Yörüklerdendir.
Yukarıda kısaca belirttiğimiz gibi, Orta Çağın ikinci kısmında
Balkan Yarımadası-na çeşitli dalgalar halinde gelerek, Bizans
İmparatorluğu tarafından burada yerleştirilen birçok Türk unsuru
vardır. X. asırdan itibaren Peçenekler, Oğuzlar, Kumanlar kuzey
yoluyla, Tuna-dan geçerek, çeşitli tarihlerde gelmiş ve çeşitli
yerlere iskan edilmişlerdir. IX. yüzyılda bile, Bizans
kaynaklarında -Vardarlı Türkler- olarak zikredilen bazı Türk
gruplarının Selanik civarında yerleştikleri vakidir. Bizans
kaynağı -Anna Commene-nin Ohri civarında yerleştiklerinden
bahsettiği Türkleri, Lejean (1861), 1065 tarihine doğru
Makedonya-ya iskan edilen Oğuzlarla ilişkili görünmektedir.
Oğuzların bu yerleşmeleri -Attaliates-e atfen Prof. Dr. Akdes
Nimet Kurat tarafından da teyit edilmektedir.
Anadolu-dan Yarımada-ya geçip yerleşen ilk Türk grubu olmak
üzere Türkiye Selçukluların merkezi Konya-ya mensup olmalarından
dolayı bu suretle ad alan -Konyarlar- gösterilmektedir. XIX.
yüzyılda veya XX. yüzyılın başlarında-Rumeli-yi gezen ve
buradaki Türklerle bizzat görüşerek onların hatıralarını
toplayan veya buradaki Türk varlığı hakkında eser yazan Batılı
seyyahlar ile bilim adamları, G. Lejean (1861), Gervinus (1851),
Jirecek (1891), G. F. Hertzberg (1878), A. Tuma (1888), Cijic
(1908), Frachet d-Esperj (1911), İvanof (1918), E. Max, Hoppe
(1934), A. Bou (1899), Oberhummer (1917) ve nihayet -Konyarlar-
hakkında ayrı ve oldukça ayrıntılı bir araştırma yapan Hr. P.
Traeger (1905) -Konyarlar- hakkında önemli bilgiler
vermektedirler.
Bu konuda bilgi veren bütün bu eser sahiplerinin hepsi,
Konyarlar-ı bazen -Yörükler- ve -Evlad-ı Fatihan-la
karıştırmakla birlikte; Konya-dan gelerek Rumeli-ye yerleşmiş
veya yerleştirilmiş göstermektedirler. Fakat, bunların geliş
tarihi ve geliş şekilleri konusunda farklı bilgiler
vermektedirler. Bütün bu görüşleri tenkitli bir şekilde
karşılaştıran Prof. Dr. Tayyib Gökbilgin, Konyarlar-ın Rumeli-ye
geliş ve yerleşmeleri ile ilgili olarak şu değerlendirmeyi
yapmaktadır: -Sonuncu ve nispeten kabule şayan ihtimal bunların
11. Murad fakat bilhassa Fatih zamanlarında, Karamanoğulları ile
mücadeleler sırasında ve bundan sonra, Karaman, Konya ve Ankara
civarından Türk aşiretlerinin bu mıntıkalara iskan edildiğidir.
O civarın etnik bakımdan yabancı halkına, menşeleri dolayısıyla,
bu suret-i tesmiyevi verdirmiş ve bu ad komşuları arasında
yaşamış, kendilerinde ise, menşeleri hakkında bir malumat,
şıfahf bir anane halinde devam edip gelmiştir... -
Konyarlar-ın en mütekasif (yoğun) bir halde bulundukları yer
Teselya-da Kozan ve bunun kuzeyinde -Sarıgöl- de denilen
-Kayalar- ve Selanik-in kuzeydoğusu idi. Sonraları daha kuzeye
de yayılmışlardır. Sayı olarak diğer Yörük gruplarından daha az
oldukları, yarı -konargöçer- bir hayat yaşadıkları, mübadele
(alış veriş) merkezlerinin daha çok Yanya olduğu ve halılarının
özel şeklinden dolayı (-Konyaren Figüren-) bütün yörede meşhur
olduğu bütün seyyahlar tarafından belirtilmektedir. Ayrıca,
Konyarların daha demokratik bir halde yaşadıkları, neşeli ve
hareketli kimseler oldukları da bunlar tarafından tespit
edilmiştir.
Atatürk-ün soyu ile ilgili bir çalışma yaparak, amcası Kızıl
Hafız Mehmet Emin Efendinin soyundan gelenlerin ellerindeki bazı
belgeleri yayınlayan Burhan Göksel, Konyarlar-ın, Konya
Karamandan Fatih Sultan Mehmet döneminde 1466 yılında
Karamanoğulları ortadan kaldırıldıktan sonra Rumeli -ye
göçürülerek, iskan edildiklerini belirtmektedir.
Osmanlı Devleti-nin Rumeli-deki Yörüklerle ilgili örgütlenmesi
içinde kendileri için ayrı isimle bir sayı (tahrir) defteri
bulunmayan Konyarlar, yerleştikleri bölgelerde, başlangıçta
özellikle -Kocacık- ve -Selanik Yörükleri- içinde, sonradan da -Vodina-
ve -Sarıgöller (Kayalar) Bölgesi- Yörükleri içinde -Evlad-ı
Fatihan- olarak kaydedilmişlerdir.
B. KONYAR OLARAK ZÜBEYDE HANIM-IN AİLESİ
Mustafa Kemal-in anne soyundan dedesi Sofu-zade Feyzullah
Efendi-dir. Selanik-e bir saat mesafede bulunan Langaza-da
çiftlik sahibi idi. Atatürk-ün ve Makbule Hanımın çocukluk
anılarında bahsettikleri çiftlik burasıdır. Annesi Zübeyde
Hanım, Feyzullah Efendi-nin üçüncü eşi Ayşe Hanımdan olan tek
kızı idi. Atatürk-ün beş kardeşi içinde en uzun ömürlüsü olan
Makbule Hanım (1885-1956) anne soyları hakkında, - sık sık
şunları dinlemişimdir- diyerek şu bilgileri vermektedir: -Bizim
esas soyumuz Yörük-tür. Buralara Konya-Karaman çevrelerinden
gelmişiz. Büyük babam Feyzullah Efendinin büyük amcası Konya -ya
gitmiş, Mevlevi dergahına girmiş orada kalmış. Yörüklüğü tutmuş
olacak...
Mustafa Kemal Atatürk-ün annesi Zübeyde Hanım-ın babası
hakkında, Atatürk-ün babası Ali Rıza Efendiyi ve babası Kızıl
Hafız Ahmet Beyi de tanıyan ve doksan yaşında vefat eden Aydın
Milletvekili Tahsin San, şu bilgileri vermiştir: -Atatürk-ün
validesi Zübeyde Hanım, Sofu-zade ailesinden Feyzullah Ağanın
kızıdır. Bunlar Selanik-te doğmuşlardır. Bu aile bundan 130 sene
evvel Sarıgöl -den Selanik -e gelmişlerdir. Vodina kazasının
batısında Sarıgöl nahiyesinde on altı köyden ibaret olan bu
nahiye ailesi, Makedonya ve Teselya -nın fethinden sonra Konya
civarı ahalisinden Osmanlı Hükümeti -nin sevk ve iskan ettirdiği
Türkmenlerdendir. Son zamanlara kadar beş asır müddet içinde
hayat tarzlarını, kılık-kıyafetlerini değiştirmemişlerdi.
Bu konuda Lord Kinross, kaynak göstermeden şu bilgileri
vermektedir: -Zübeyde Hanım, Bulgar sınırının ötesinde/d Slavlar
kadar sarışındı; düzgün beyaz bir teni, derin ama berrak, açık
mavi gözleri vardı. Ailesi Selanik-in batısında Arnavutluk-a
doğru, sert ve çıplak dağların geniş, donuk sulara gömüldüğü
göller bölgesinden geliyordu. Burası Türklerin Makedonya -yı ve
Teselyayı almalarından sonra Anadolu -nun göbeğinden gelen
köylülerin yerleştikleri yerdi. Bu yüzden Zübeyde Hanım,
damarlarındaki ilk göçebe Türk kabilelerinin torunları olan ve
Toros dağlarında Özgür yaşayışlarını sürdüren sarışın Yörüklerin
kanını taşıdığını düşünmekten hoşlanırdı.
|